'Minyatür' kategorisi için arşiv

10. Uluslararası İstanbul Bienali 8 Eylül’de başlıyor

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 10. Uluslararası İstanbul Bienali 8 Eylül Cumartesi günü başlıyor. “İmkansız Değil, Üstelik gerekli: Küresel Savaş Çağında İyimserlik” başlığını taşıyan 10. İstanbul Bienali’nin sponsorluğunu 10 yıl süreyle Koç Holding üstlendi. 3 milyon 200 bin Euro bütçeli bienal öğrencilere ücretsiz olacak.

Çin sanat eleştirmeni Hou Hanru’nun küratörlüğünde gerçekleşecek bienale 96 uluslararası sanatçı ve sanatçı grubundan 150’yi aşkın proje katılıyor. Bienali üniversite öğrencileri ücretsiz izleyecek. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 10. Uluslararası İstanbul Bienali bu hafta sonu kapılarını sanatseverlere açıyor. 4 Kasım’a kadar sürecek 10. İstanbul Bienali, “İmkansız değil, üstelik gerekli: Küresel savaş çağında iyimserlik” başlığını taşıyor. Sponsorluğunu 10 yıl süreyle Koç Holding’in üstlendiği bienal öğrencilere ücretsiz olacak.

Çin sanat eleştirmeni Hou Hanru’nun küratörlüğündeki bienale, uluslararası 96 sanatçı ve sanatçı grubundan 150’yi aşkın proje katılıyor. Bienalin toplam bütçesi ise 3 milyon 200 bin Euro olarak açıklandı. 10. İstanbul Bienali Atatürk Kültür Merkezi (AKM), İstanbul Manifaturacılar Çarşısı (İMÇ), Tophane’deki Antrepo No 3, Santral İstanbul ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde yapılacak.

Bienal’in en önemli özelliklerinden biri de bazı mekanların “gecegezenler” projesi adı altında 24 saat açık tutulması ve gece boyunca izlenebilecek olması. Gecegezenler Projesi kapsamında 100’ün üzerinde video film çalışması, kentin 25 farklı noktasında 25 gece boyunca sergi mekanlarının kapanış saatinden sonra açık havada ücretsiz olarak gösterilecek.

Bienalin açılışı nedeniyle yapılan basın toplantısına Türk basınının yanı sıra 35 ülkeden 300’ün üzerinde yabancı basın mensubu katıldı. İKSV Başkanı Şakir Eczacıbaşı, Bienal Sponsoru Koç Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ve Küratör Hou Hanru’nun katıldığı toplantıda Eczacıbaşı, İstanbul’un bienal mekanları olarak ilk beş kent içinde yer aldığını ve 108 yıllık Venedik’i geçerek bienalde ikinci olduğunu söyledi.

Eczacıbaşı dünya çapında çok önemli bir sanat olayı haline gelen İstanbul Bienali’ne Türkiye’nin en büyük özel sektör kuruluşu olan Koç Holding’in 10 yıl süreyle sponsorluk üztlenerek destek vermesinin bienalin başarısı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Eczacıbaşı, bienal kapsamında AKM’de 13, İMÇ’de 27, Antrepo’da ise 43 projenin sergileneceğini kaydetti.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç da, çağdaş sanatın Türkiye’de çığır açan ve dünya sanat çevrelerinde en önemli kültür olayı olarak kabul edilen 10. Uluslararası İstanbul Bienali’ne Koç Holding olarak sponsor olmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi.

Koç, “Koç Topluluğu ana sponsorluğun yanı sıra şirketlerinin vereceği destekle de bienale katkıda bulunacaktır. Yapı Kredi özel proje sponsorluğuyla, Koçtaş mimari proje sponsorluğu ve malzeme desteğiyle, Arçelik ve Beko ise ses ve görüntü sistemleri konusundaki desteği ile İstanbul Bienalinin ve sanatçılarının destekçisi olacaktır” diye konuştu.

Mustafa Koç, bienalin 6-14 yaş arası çocukları ve gençleri sanatla tanıştırmak, sanatla bağlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini belirterek “Üniversite öğrencilerinin bizim sponsorluğumuzda bienal sergilerini ücret ödemeden gezmelerine olanak sağlayarak sanata olan ilgilerini canlı tutmayı hedefliyoruz. Bienal süresince öğrencilerin okul kimlikleri bilet yerine geçecek ve bienal mekanlarına ücretsiz girişlerini sağlayacak” dedi.

Küratör Hou Hanru tanıtım konuşmasında bienal için küresel savaşlar çağında iyimserlik sözcüğünü özellikle seçtiğini belirterek “Özellikle 10. bienalin karmaşık bir sistem olması gerektiğini düşünüyorum. Kentin karmaşık yapısına da uyması açısından bu önemliydi. İstanbul hiçbir zaman uyumayan bir şehir, bu da bize çok fazla olanaklar sunuyor” dedi.
Hanru mekanları değerlendirirken de AKM’ye özel bir vurgu yaparak “Yakmalı mı Yakmamalı mı temasının benimsendiği belirtti ve “AKM çok ilginç bir mekan. Bienal için burada ütopik bir toplum vizyonu oluşturuldu. Fakat şu an çöküş yaşıyor. Küreselleşmenin hegemonik etkisini yansıtıyor” yorumunda bulundu.

MİNYATÜR SANATI-1

BÖLÜM-1
TÜRK MİNYATÜR SANATININ TARİHİ GELİŞİMİ

Daha çok el yazması kitaplarda ışık gölge ve üçüncü boyut verilmeden metni açıklamak ve konuyu ayrıntılı bir biçimde betimlemek için çizilen resimlerdir.Minyatür resimler genellikle konularını o devrin devlet adamlarının savaş, tören, av ve diğer yaşantılarından alır. Bu çalışmalarda perspektif kurallarına uyulmaz; ışık ve gölgeye yer verilmez, şekiller kendi rengine uygun olarak düz boyanır. Figürler kişilerin önemine göre büyük yada küçük kapılır; süs motifleri de en ince ayrıntılarına kadar gösterilir. Minyatür resimler sulu boya ve guaş tekniğinde yapılır.

Turfan, Beşbalık gibi Orta Asya şehirlerinde bulunan minyatürler, 8. yüzyılda bu sanatın Uygur Türkleri arasında çok ilerlemiş olduğunu göstermektedir. Bunu günümüze kadar ulaşan sayılı eserlerden kaynaklardan anlıyoruz.Turfan araştırmalarında ortaya çıkan ( bezeklik ve sorçuk ) duvar resimleri ve minyatürleri ilk bakışta Çin resimlerini hatırlatsa da karakteristik bir Ortaasya Türk resim üslubu olduğunu anlamaktayız.Uygurlardan bazı sanatçılar Halife Mennun zamanında 9.yy başında Bağdat’a gelerek burada ki sanat faaliyetlerine katıldıkları kaynaklardan anlaşılmaktadır.Büyük Selçuklular Döneminde de Bağdat’ta bir minyatür okulu açılmıştır.Minyatür sanatına Arap ülkelerinde ve İran’da da rastlanmaktadır. Ancak, İran’da minyatür sanatının gelişmesi, Türklerin başta bulundukları, hükümdarların Türk oldukları devirlerde gerçekleşmiştir. Türkler, özellikle coğrafya ve topoğrafya konusunda minyatürler yapmışlardır. Piri Reis, Amerika ve dünya haritası dışında, Kitab-ı Bahriye adlı yapıtında çeşitli kent ve limanların haritalarının yanı sıra, yerleşim yerlerindeki yapıların da resimlerini yapmıştır.

Anadolu’da 7. yüzyılın ilk yarısından, 8. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Artuklu emirlerinin resim sanatına destek verdikleri görülmektedir. Bu dönemde görülen yapıtlardan birisi El-Sufi’nin yazdığı Suvar el-Kevak el-Sabita isimli astronomi kitabıdır. Minyatür lerde insan, hayvan ve cansız nesnelerle simgeleştirilen, yıldızların ve burçların, yüzeysel bir üslupla biçimlendirilmiş tasvirleri vardır. Anadolulu hekim Dioskorides (Dyoskorides)’in Materia Medica adlı botanik ve zooloji kitabı 6. yüzyılda Arapça’ya çevrilmiştir. Kitabü’l Haşayiş adıyla Arapça’ya çevrilen bu yapıtların resimli bir kopyası, Artuklu Emin Necmeddin Alp için hazırlanmıştır. Minyatürlerde bitki ve hayvan tasvirine, ayrıca insan figürlerine de yer verilmiştir.7. Yüzyılın ikinci yarısında Artukluların hizmetine giren mühendis El Cezer teknik buluşlarını el-Hiyel el-Hendesiye isimli kitapta toplar. Sanatçı, temeli Archimedes (Arşimet) ve sonrası bilginlerin buluşlarına dayanan yapıtlarında, suyun ve dişlilerin hareketiyle çalışan aletleri anlatır. Selçuklu Dönemine ait önemli bir diğer minyatür örneği, Varka ve Gülşah’ta yer alır. Bu kitap, Büyük Selçuklu Dönemi minyatür sanatının başyapıtıdır. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan kitap, Ayyuki tarafından Gazneli Sultan Mahmut adına Farsça yazılmıştır. Kitabın konusu, iki akraba çocuğu olan Varka ve Gülşah arasında geçen dramatik olaylarla dolu bir aşkın hazin öyküsüdür.Varka ve Gülşah adlı mesnevinin resimli bir nüshası, 8. yüzyılda Konya’da yapılmıştır ve içerisinde 71 minyatür bulunmaktadır. Metinle ilgili minyatürler yatay frizler halinde düzenlenmiştir. Öykünün bütünü resimlerle anlatılmıştır. Simgelerin kullanıldığı resimlerde bitkiler, özellikle hayvanlar bu simgelerin başında gelir. Örneğin; tavşan şansı, tilki zeka ve kurnazlığı, kedi nankörlüğü, köpek cahilliği, horoz yakışıklılığı simgeler. Hüznün yoğun olarak yaşandığı resimlerde, bitki türlerinin çeşitlendiği görülür.Beylikler Dönemi başladığında, minyatür sanatının tam bir duraklama sürecine girdiği görülür.Osmanlı minyatür sanatının günümüze kadar ulaşan ilk örnekleri Fatih Dönemine aittir. Fatih Sultan Mehmet, batılı ressamları saraya davet ederek portresini yaptırmıştır. Bu portrelerin en ünlüsü İtalyan ressam Gentile Bellini’ye ait olanıdır. 1455 tarihli Dilsuzname adlı yapıt ilk Osmanlı minyatür örnekleri arasında yer alır. Bediuddin-i Tebriz’inin yapıtıdır. Edirne’de hazırlandığı bilinmektedir. Minyatürlerde giysiler, ağaçlar, çiçekler ve çizgiler orijinal olarak işlenmiştir.Fatih Döneminde İtalyan ressamların saraya gelmesine karşılık, bazı Türk ressamlar da yurt dışına gitmişlerdir. Bunların en tanınmışı, Fatih portresiyle tanınan Sinan Beydir.Fatih Döneminde Kelile ve Dimne , Hüsrev ve Şirin gibi edebi yapıtlarında resimlendirildiği (Minyatürlerde konu olarak hayvanların dünyası, bitkiler vb. işlenmiştir.Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemleri (9. yüzyıl sonu ve 16. yüzyıl başları) Türk minyatür sanatının yükselme dönemidir.Yavuz Sultan Selim, doğuya düzenlediği seferler sonunda, Tebriz ve Mısır’dan bazı sanatçıları ve birçok yapıtı İstanbul’a getirtmiştir. Bu olay, Osmanlı minyatür sanatının gelişmesinde ve değişik doğu üsluplarının denenmesinde oldukça etkili olmuştur.Yavuz Sultan Selim Döneminde Attar’ın, – Mantıku’t – Tayr isimli yapıtı saray nakkaş hanesinde resimlendirilmiştir. Nakkaş hane, nakış yapılan atölyelere denir.Türk minyatür sanatının kimliğine kavuşması ve zirveye ulaşması ise Kanuni Döneminde ger çekleşmiştir.Kanuni Dönemi minyatürlerinde, renk tonlarına fazla önem verilmemiştir. Renkler gölgelenmeden, karıştırılmadan kullanılmıştır. Renklerin en çok kullanılanları açık pembe, leylak, eflatun ve açık tondaki yeşiller olmuştur. Kanuni Döneminin en önemli minyatürcüsü Matrakçı Nasuh’tur. Aynı zamanda tarih yazarı da olan sanatçı, Osmanlı ordusunun seferleri sırasında geçtiği kentleri, gerçekçi bir anlayışla resimlemiştir. Sanatçının tanınmış bu yapıtı Menazil-i Sefer-i lrakeyn’dir. Yapıtın konusu, Kanuni’nin 1534-1536 yılları arasındaki lrak seferidir. Sanatçı, bu sefer sırasında konulup göçülen yerlerin kayıtlarını tutmuş, planlarını çizmiş, gördüğü mimarlık örneklerini topografik özellikleriyle belgelemiştir.

Topografya, bir kara parçasının engebe ve özelliklerini kağıt üzerinde çizgilerle gösterme işidir. Dönemin diğer önemli bir yapıtı da Süleymanname’dir. Şair Arifi’nin yazdığı bu manzum yapıtta bulunan 69 minyatür beş ressamın elinden çıkmıştır.Osmanlı sanatının klasik dönemini oluşturan XVI. yüzyıl Türk minyatür sanatı, bütün yabancı sanatların etkisinden kurtulmuştur.II. Selim ve III. Murat’ın destek ve himayeleri bu sanatın daha çok gelişmesinde önemli rol oynamıştır.II. Selim Döneminin en tanınmış minyatürcüsü Nakkaş Osman’dır. Sanatçının,Nüzhet El Ahbar Der Sefer-i Sigetvar adlı yapıt için yaptığı yirmi minyatür, Türk minyatür sanatının tüm özelliklerini yansıtır.Türk minyatürleri Sultan III. Murat’ın saltanat yıllarında da gelişmeye devam eder (1574- 1595). 8u dönemde nakkaşlık gelişir. Dönemin en tanınmış sanatçıları Nakkaş Osman ve Seyyid Lokman’dır. İki sanatçının birlikte resimledikleri yapıtlar arasında Şahname-i SelimHan, Şahname-i Sultan Murad III ve Hünername gibi yapıtlar salt resimleriyle değil; cildi, tezhibi, hattı ve kitabın bütünü tasarımıyla Osmanlı ordusunun büyüklüğünün ve saray törenlerinin sayfalara geçirilerek belgelendiği örneklerdir. Yine bu dönemde Nakkaş Osman tarafından resimlenen Surname adlı yapıtın konusu Sultan III.Murad’ın oğullarının sünnet düğünüdür. Lale devri ile birlikte minyatür sanatında da batıdan etkilenme başlamıştır.Bu dönemin en büyük ustası Levni’dir. Silsilename ve Surname adlı yapıtları önemlidir. [devam edecek...]
 


Blog içi arama

Blogumuzun tüm içeriğini aşağıdaki arama çubuğunu kullanarak inceleyebilirsiniz.

Bienal {Özel}

bienal_logo_yan.jpg

Sayaç

  • 78,010 . Kişisiniz

Arşiv –