'Geleneksel Sanatlar' kategorisi için arşiv

”10. Uluslararası İstanbul Bienali” açıldı

bienal_afis.jpgİstanbul Kültür ve Sanat Vakfınca (İKSV), Koç Holding sponsorluğunda gerçekleştirilen ”10. Uluslararası İstanbul Bienali”, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da katıldığı törenle açıldı. Türkiye Denizcilik İşletmelerinin deposu olarak kullanılan Antrepo 3′teki açılış töreninde konuşan Bakan Günay, İstanbul Bienali’nin sadece Türkiye’nin değil, tüm Avrupa’nın sanat etkinlikleri arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu söyledi. Yaşamına sanatı katan, yaşamını sanatla renklendiren ve zenginleştiren ülkelerin uygarlık tarihinde izler bırakabileceklerini ifade eden Günay, ”Toplumsal gelişmişliğin ve kültürel derinliğin temel göstergesi hiç kuşkusuz sanattır” dedi.

Günay, sanatın gelişmesi ve yeni özgün ürünler yaratılabilmesinin temel koşulunun özgürlük olduğunu kaydetti. Kültür ve sanat alanında yapılanların, sergilenenlerin ve verilen desteğin, yaşlanan, yorulan ve kirlenmekte olan dünyayı daha yaşanabilir kılmaya dönük çabalar olduğuna inandığını dile getiren Günay, ”Bienalin bu yılki teması tam da bu inancımızın özlü bir anlatımı olarak ortaya çıkıyor. ‘Küresel savaş çağında iyimserlik imkansız değil, üstelik gerekli’ çok gerekli” diye konuştu.

Günay, küreselleşme olgusunun, tüm dünyayı kuşatırken ve karşı konulmaz bir ekonomik, kültürel ve toplumsal yeni dalga yaratırken, karmaşık, çelişkili, giderek olumsuz sonuçları ve yeni çatışmaları da beraberinde getirdiğini vurgulayarak, bu kuşatma karşısında yeni bakış açıları ve arayışların gündeme geldiğini söyledi.

Ertuğrul Günay, ”Bu bienaller, uluslararası etkinlikler, sadece ülkelerin sınırlarını ortadan kaldırmakla kalmıyor, disiplinler arası sınırları da kaldırıyor. Herhangi bir biçim veya malzemenin tutsağı olmayan yeni ve özgün yapıtları ortaya çıkarıyor” diye konuştu. İstanbul Bienali’nin, bu etkinliklerin en önemlilerinden biri olduğuna dikkati çeken Günay, dünyanın çeşitli ülkelerinden, farklı kültürlerden sanatçıları bir araya getiren bienalin, kültürler arası etkileşimin gelişmesine katkıda bulunduğunu bildirdi. Günay, ayrıca bienalin, İstanbul’un kültür başkenti olarak uluslararası platformdaki yerine ve adına yakıştığını kaydetti.

İstanbul Bienali’ni düzenleyenlere ve emeği geçenlere teşekkür eden Günay, ”Bu küresel savaş çağında iyimserliğe çok ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. İyi günlere olan inancımızı hiç içimizden çıkarmamamız gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.

10. Uluslararası İstanbul Bienali 8 Eylül’de başlıyor

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 10. Uluslararası İstanbul Bienali 8 Eylül Cumartesi günü başlıyor. “İmkansız Değil, Üstelik gerekli: Küresel Savaş Çağında İyimserlik” başlığını taşıyan 10. İstanbul Bienali’nin sponsorluğunu 10 yıl süreyle Koç Holding üstlendi. 3 milyon 200 bin Euro bütçeli bienal öğrencilere ücretsiz olacak.

Çin sanat eleştirmeni Hou Hanru’nun küratörlüğünde gerçekleşecek bienale 96 uluslararası sanatçı ve sanatçı grubundan 150’yi aşkın proje katılıyor. Bienali üniversite öğrencileri ücretsiz izleyecek. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 10. Uluslararası İstanbul Bienali bu hafta sonu kapılarını sanatseverlere açıyor. 4 Kasım’a kadar sürecek 10. İstanbul Bienali, “İmkansız değil, üstelik gerekli: Küresel savaş çağında iyimserlik” başlığını taşıyor. Sponsorluğunu 10 yıl süreyle Koç Holding’in üstlendiği bienal öğrencilere ücretsiz olacak.

Çin sanat eleştirmeni Hou Hanru’nun küratörlüğündeki bienale, uluslararası 96 sanatçı ve sanatçı grubundan 150’yi aşkın proje katılıyor. Bienalin toplam bütçesi ise 3 milyon 200 bin Euro olarak açıklandı. 10. İstanbul Bienali Atatürk Kültür Merkezi (AKM), İstanbul Manifaturacılar Çarşısı (İMÇ), Tophane’deki Antrepo No 3, Santral İstanbul ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde yapılacak.

Bienal’in en önemli özelliklerinden biri de bazı mekanların “gecegezenler” projesi adı altında 24 saat açık tutulması ve gece boyunca izlenebilecek olması. Gecegezenler Projesi kapsamında 100’ün üzerinde video film çalışması, kentin 25 farklı noktasında 25 gece boyunca sergi mekanlarının kapanış saatinden sonra açık havada ücretsiz olarak gösterilecek.

Bienalin açılışı nedeniyle yapılan basın toplantısına Türk basınının yanı sıra 35 ülkeden 300’ün üzerinde yabancı basın mensubu katıldı. İKSV Başkanı Şakir Eczacıbaşı, Bienal Sponsoru Koç Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ve Küratör Hou Hanru’nun katıldığı toplantıda Eczacıbaşı, İstanbul’un bienal mekanları olarak ilk beş kent içinde yer aldığını ve 108 yıllık Venedik’i geçerek bienalde ikinci olduğunu söyledi.

Eczacıbaşı dünya çapında çok önemli bir sanat olayı haline gelen İstanbul Bienali’ne Türkiye’nin en büyük özel sektör kuruluşu olan Koç Holding’in 10 yıl süreyle sponsorluk üztlenerek destek vermesinin bienalin başarısı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Eczacıbaşı, bienal kapsamında AKM’de 13, İMÇ’de 27, Antrepo’da ise 43 projenin sergileneceğini kaydetti.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç da, çağdaş sanatın Türkiye’de çığır açan ve dünya sanat çevrelerinde en önemli kültür olayı olarak kabul edilen 10. Uluslararası İstanbul Bienali’ne Koç Holding olarak sponsor olmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi.

Koç, “Koç Topluluğu ana sponsorluğun yanı sıra şirketlerinin vereceği destekle de bienale katkıda bulunacaktır. Yapı Kredi özel proje sponsorluğuyla, Koçtaş mimari proje sponsorluğu ve malzeme desteğiyle, Arçelik ve Beko ise ses ve görüntü sistemleri konusundaki desteği ile İstanbul Bienalinin ve sanatçılarının destekçisi olacaktır” diye konuştu.

Mustafa Koç, bienalin 6-14 yaş arası çocukları ve gençleri sanatla tanıştırmak, sanatla bağlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini belirterek “Üniversite öğrencilerinin bizim sponsorluğumuzda bienal sergilerini ücret ödemeden gezmelerine olanak sağlayarak sanata olan ilgilerini canlı tutmayı hedefliyoruz. Bienal süresince öğrencilerin okul kimlikleri bilet yerine geçecek ve bienal mekanlarına ücretsiz girişlerini sağlayacak” dedi.

Küratör Hou Hanru tanıtım konuşmasında bienal için küresel savaşlar çağında iyimserlik sözcüğünü özellikle seçtiğini belirterek “Özellikle 10. bienalin karmaşık bir sistem olması gerektiğini düşünüyorum. Kentin karmaşık yapısına da uyması açısından bu önemliydi. İstanbul hiçbir zaman uyumayan bir şehir, bu da bize çok fazla olanaklar sunuyor” dedi.
Hanru mekanları değerlendirirken de AKM’ye özel bir vurgu yaparak “Yakmalı mı Yakmamalı mı temasının benimsendiği belirtti ve “AKM çok ilginç bir mekan. Bienal için burada ütopik bir toplum vizyonu oluşturuldu. Fakat şu an çöküş yaşıyor. Küreselleşmenin hegemonik etkisini yansıtıyor” yorumunda bulundu.

“Görme Zamanı” sergi

Es Konsept; Resim, heykel, fotoğraf, enstalasyon, video vs. gibi çağdaş sanatın farklı disiplinlerinden eserlerin sergileneceği örnek bir yer olma amacıyla yaşamına 5 Eylül 2007’de “Görme Zamanı/Time To See” isimli sergi ile başlayacak.
 
TÜRK SANATINDA YENİ BİR SOLUK: ES KONSEPT

Dünyanın önemli sanat merkezlerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerleyen İstanbul, farklı bir anlayış ve çalışma stratejisi ile hareket edecek olan yeni bir sanat galerisine kavuşuyor. Normal bir galeri anlayışının dışında, her mevsim açılacak çağdaş sanat sergileri ile Türk sanatına kulüp galeri sistemini getirerek, Artshop-Showroom konsepti ile açılacak sergilerin yanı sıra, nitelikli sanat eserlerini, özel tasarım ürünlerini de alıcıya ulaştırmayı amaçlayan Es Konsept, sponsorlarla yapacağı işbirlikleri ile yurtiçi ve yurtdışı etkinlikler düzenleyerek Türk sanatının dünya sanat marketi içinde yer almasına katkıda bulunacaktır.
 
Es Konsept kişi ve kurumlara danışmanlık hizmetleri, proje önerilerinin yanı sıra sanatçı menajerlikleri, her türlü sanat eseri alım satımını organize edecektir.
 
Resim, heykel, fotoğraf, enstalasyon, video vs. gibi çağdaş sanatın farklı disiplinlerinden eserlerin sergileneceği örnek bir yer olma amacıyla yaşamına 5 Eylül 2007’de “Görme Zamanı/Time To See” isimli sergi ile başlayacak olan Es Konsept, çevre kirliliği, savaşlar, açlık, yokluk gibi birçok sorunla boğuşan dünyanın artık bu olumsuzlukları görmesi gerektiğine inanmaktadır. Sanatın artık sadece güzeli yaratma gibi bir lüksü yoktur. Dünya sorunları, küreselleşme Türk sanatçılarının da önemli bir sorunu haline gelmiştir.
 
Bu sorunları irdelemek amacıyla orta kuşak sanatçılarımızdan Suat Akdemir, Nazan Azeri, Zafer Barbara Baran, Yıldız Doyran, Nurettin Erkan, Gül Ilgaz, Denizhan Özer, Tansel Türkdoğan, artık bu sorunları görme zamanı geldi demek amacıyla Es Konsept’in açılış sergisinde bir araya geldiler.
 
Ekim 2007’de Özbekistan’ın Taşkent şehrinde düzenlenecek 4. Taşkent Bienali’nin uluslararası küratörlerinden biri seçilen Denizhan Özer, aynı zamanda “Görme Zamanı/Time To See” sergisinin de küratörlüğünü üstlendi. Es Konsept’in kurucuları, daha önce 7 Art Factory’nin ve Piramid Sanat’ın yöneticisi olan Sabiha Kurtulmuş ve Ebru Erberdi farklı bir anlayışla sanat ve izleyici arasında köprü kurmayı hedefliyor. Her biri kendi alanında önemli bir yere sahip olan sanatçılarımızın sergisinin yanı sıra Es Konsept’i de görme zamanının geldiğini düşünmekteyiz.

ES KONSEPT ve “Görme Zamanı/Time To See”
Açılış: 5 Eylül Çarşamba, 2007
Saat: 18:00-21:00
Adres: Mehmetçik Cad. No: 92 Fulya (Avrupa Hastanesi Sokağı)
Tel: 0212 356 94 68

Anadolu’nun ilk camisi restore ediliyor

habibi_neccar_camii_s.jpgAnadolu’nun ilk camisi olma özeliğini taşıyan Habib-i Neccar Cami restore ediliyor. 

Kurtuluş caddesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tarihi dokusuna uygun bir şekilde restore edilen cami için 541 bin 620 YTL harcama yapılacağı bildirildi. Kasım ayına kadar restorasyonu tamamlanması beklenen Habib-i Neccar Cami’nin çevre düzenlemesini ise Antakya Belediyesi yapacak. Medreseleri çatısı ve dış cephesinin yanı sıra minaresinin de onarılacak Habib-i Neccar Camisi’ni her yıl yüzlerce yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor

Habib-i Neccar Camii, Hz. Ömer’in komutanlarından Ebu Ubeyde Bin Cerrah tarafından M.S 636 yılında inşa edildi. Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan Habib-i Neccar bir inanç abidesi ve Kur’an-ı Kerim’de Yasin suresinde övülen bir şehit olarak biliniyor. Mezarı camide bulunuyor.

Çok tanrılı dönemde Roma halkını Allah’a inanmaları için Antakya’ya iknaya Hz. İsa tarafından gönderilen elçiler Yuhanna, Pavlos ve Şemun Safa’nın da mezarları cami içinde yer alıyor.

Müslümanlık Anadolu’ya Antakya’dan Habib-i Neccar Camii’nden yayılmaya başlamıştı. [Zaman]

Hattatların ustasına en büyük armağan

Günümüz hat sanatının usta ismi Hasan Çelebi, ekim ayında altmışıncı talebesine icazet verecek. “Hâmid Aytaç’tan sonra bu işi devam ettireceğim aklıma gelmemişti.” diyen Çelebi için dünyanın çeşitli ülkelerindeki 20 talebesi bir araya gelerek bir vefa sergisi düzenledi. 

Bir sanatkâr için en güzel ve müstesna anlardan biri, yıllar sonra, rahle-i tedrisinde yetişen talebelerin eserlerini görmektir. Hele ki dünyanın dört bir yanına dağılmış bu öğrenciler birleşip hocaları için bir sergi açarsa, sanatçının mutluluğu, heyecanı katlandıkça katlanır. Hat sanatının günümüzdeki en büyük ustalarından Hasan Çelebi’nin, Uzakdoğu’dan Avrupa’ya pek çok ülkeye dağılmış yaklaşık 20 talebesi biraraya gelerek, sanatçıya ‘Talebelerinden Hocalarına’ başlıklı bir sergi armağan ediyor. Bu anlamlı sergi dolayısıyla görüştüğümüz Çelebi, “Zamanında farkında olmadan bir emaneti devraldık. Senelerce buna hakkıyla sahip çıkmaya çalıştık, ardından talebeler yetiştirdik. Bu anı yaşamak, verdiğin emeklerin boşa çıkmadığı görmek, her şeye bedel.” diyor. Altunizade Kültür Merkezi’nde bugün saat 14.00′te açılacak hat sergisi, bir ustanın sanat macerasını talebeleri üzerinden okuma fırsatı sunuyor.

Hasan Çelebi, 42 yıldır kalemi elinden hiç düşürmemiş, ömrünü yazıya adamış bir sanatkar. Cami yazıları, özel hat koleksiyonu ve sergiler derken senelerce pek çok esere imza atmış. Ustanın hat sanatıyla tanışması, Üsküdar Sultantepe’de, taş ustası Yusuf Efendi vesilesiyle olur. Hattat Hâmid Aytaç’la görüştürülür; ancak olumlu cevap alamaz. Hâmid Aytaç, meşgul olduğunu söyleyerek onu talebesi Halim Özyazıcı’ya yönlendirir. Böylece Çelebi’nin hüsnü hat yolculuğu başlar ama kısa sürer. Çünkü dört ay sonra Özyazıcı bir trafik kazasında hayatını kaybeder. Çelebi’nin, bir kez ret cevabı aldığı Hâmid Bey’e tekrar gitmeye cesareti yoktur. Bir gün Ömer Nasuhi Bilmen’in oğlu Avni Bilmen, Hâmid Bey’e gitme konusunda Çelebi’yi cesaretlendirir. Aşkla yola düşen sanatçıyı, Hâmid Bey geri çevirmez ve ona “Halim’in yolu bizim yolumuzdur” der. 6 yıllık bir çalışmadan sonra icazetini alır. 1964′te başlayan birliktelik, Hâmid Bey’in vefatına kadar sürer. Çelebi, aynı dönemde hattat Kemal Batanay’dan da ta’lik ve rik’a icazeti alır.

‘Hat sanatı kuma kabul etmez’

Halkın iltifatı ile hat sanatının iyi bir noktaya geldiğini söyleyen Hasan Çelebi, Hâmid Aytaç’ın vefatından sonra bu işi devam ettireceğini, birilerine icazet vereceğini aklının ucundan bile geçirmemiş. Sanatçı, “Kendi merakım için yazıyordum, meğer bu iş öyle değilmiş, emanet sırtımıza bırakılmış. Çok şükür hayru’l halefler yetişti.” diyor. Hat sanatı ciddi manada mesai isteyen bir uğraş. “Bir milimin içindeki sırrı yakalamak mühim. Kabiliyetten öte, sevgi gerek, gönül vermek gerek.” diyen Hasan Çelebi, hattı ‘hem bir sanat, hem bir ilim’ şeklinde tanımlıyor. Bunu da eskilerin bir sözüyle destekliyor: “Hat, ruhî bir hendesedir, cismanî bir âletle zuhûr eder. Yani hattatın içindeki güzellik, kağıt, kamış ve mürekkep vasıtası ile dışarı yansır. Bu, sanatın ruhu terbiye etmesidir.” Hat sanatında bin seneden beri aynı ölçüler kullanılıyor. Hasan Çelebi’nin tabiriyle ’sineğin bacağı, pirenin ciğeri’ kadar ayrıntılara dikkat, sanatın temelini oluşturuyor. Hattı bir kadına benzeten Çelebi, bu sanatın kuma kabul etmediğini, hattatın başka bir sanat ile meşgul olmasına asla izin vermediğini söylüyor.

70 yaşındaki Hasan Çelebi o kadar bereketli bir yazı hayatı geçirmiş ki evde levhaları koyacak yer kalmayınca, sandıklar dolusu eserini talebelerine dağıtmış. Son zamanlarda hat sanatına getirilen çağdaş yorumlara da değinen sanatçı, bu tür çalışmaları tasvip etmiyor. Sebebini sorduğumuzda, “Nasıl klasik tarzda bu emaneti aldıysam hıyanet etmeden, yerine teslim etmem gerekir. Benden sonrakiler ne yaparsa yapsın.” diyor. Ekim ayında altmışıncı talebesine de icazet verecek olan Çelebi’nin onuruna, öğrencilerinin kaleminden çıkan eserleri görmek için 30 Ağustos’a kadar vaktiniz var. (0 216 474 24 78)

Üstadların hazin sonu

“Hocam Hâmid Aytaç’ın hayatının sonu çok hazin geçti. Morgdan alıp da yıkama tahtasına koymak için üçüncü bir adama ihtiyaç oldu da bulamadım. Götürdüğüm imam arkadaşla tuttuk. Oysaki -birazcık abartılı olsa da söyleyeceğim- dünya üzerinde hat hususunda kim ne öğrenmişse Hâmid Bey sayesinde olmuştur. Kemal Batanay’ın da kıymeti pek bilinmedi. Hâfız, tanburi ve bestekar da olan Batanay, Galata Mevlevihanesi’nde yedi yıl cuma imamlığı ve na’athanlık yapmıştır. Vefatından haberim bile olmadı. “  [Zaman]

Sonraki Sayfa »


Blog içi arama

Blogumuzun tüm içeriğini aşağıdaki arama çubuğunu kullanarak inceleyebilirsiniz.

Bienal {Özel}

bienal_logo_yan.jpg

Sayaç

  • 78,010 . Kişisiniz

Arşiv –