'Araştırma' kategorisi için arşiv

Sanat terimleri [sözlük]

  • A    »»    

AÇIK KOMPOZİSYON (Open Composition) : Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz. Tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar. Açık kompozisyon doğadaki gerçeklik düzleminin bir kesimini içeren bir çerçeve gibi de düşünülebilir. Rönesans’ın aksine, Barok açık kompozisyonu yeğlemiştir.

Okumaya devam edin ‘Sanat terimleri [sözlük]‘

MİNYATÜR SANATI-1

BÖLÜM-1
TÜRK MİNYATÜR SANATININ TARİHİ GELİŞİMİ

Daha çok el yazması kitaplarda ışık gölge ve üçüncü boyut verilmeden metni açıklamak ve konuyu ayrıntılı bir biçimde betimlemek için çizilen resimlerdir.Minyatür resimler genellikle konularını o devrin devlet adamlarının savaş, tören, av ve diğer yaşantılarından alır. Bu çalışmalarda perspektif kurallarına uyulmaz; ışık ve gölgeye yer verilmez, şekiller kendi rengine uygun olarak düz boyanır. Figürler kişilerin önemine göre büyük yada küçük kapılır; süs motifleri de en ince ayrıntılarına kadar gösterilir. Minyatür resimler sulu boya ve guaş tekniğinde yapılır.

Turfan, Beşbalık gibi Orta Asya şehirlerinde bulunan minyatürler, 8. yüzyılda bu sanatın Uygur Türkleri arasında çok ilerlemiş olduğunu göstermektedir. Bunu günümüze kadar ulaşan sayılı eserlerden kaynaklardan anlıyoruz.Turfan araştırmalarında ortaya çıkan ( bezeklik ve sorçuk ) duvar resimleri ve minyatürleri ilk bakışta Çin resimlerini hatırlatsa da karakteristik bir Ortaasya Türk resim üslubu olduğunu anlamaktayız.Uygurlardan bazı sanatçılar Halife Mennun zamanında 9.yy başında Bağdat’a gelerek burada ki sanat faaliyetlerine katıldıkları kaynaklardan anlaşılmaktadır.Büyük Selçuklular Döneminde de Bağdat’ta bir minyatür okulu açılmıştır.Minyatür sanatına Arap ülkelerinde ve İran’da da rastlanmaktadır. Ancak, İran’da minyatür sanatının gelişmesi, Türklerin başta bulundukları, hükümdarların Türk oldukları devirlerde gerçekleşmiştir. Türkler, özellikle coğrafya ve topoğrafya konusunda minyatürler yapmışlardır. Piri Reis, Amerika ve dünya haritası dışında, Kitab-ı Bahriye adlı yapıtında çeşitli kent ve limanların haritalarının yanı sıra, yerleşim yerlerindeki yapıların da resimlerini yapmıştır.

Anadolu’da 7. yüzyılın ilk yarısından, 8. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Artuklu emirlerinin resim sanatına destek verdikleri görülmektedir. Bu dönemde görülen yapıtlardan birisi El-Sufi’nin yazdığı Suvar el-Kevak el-Sabita isimli astronomi kitabıdır. Minyatür lerde insan, hayvan ve cansız nesnelerle simgeleştirilen, yıldızların ve burçların, yüzeysel bir üslupla biçimlendirilmiş tasvirleri vardır. Anadolulu hekim Dioskorides (Dyoskorides)’in Materia Medica adlı botanik ve zooloji kitabı 6. yüzyılda Arapça’ya çevrilmiştir. Kitabü’l Haşayiş adıyla Arapça’ya çevrilen bu yapıtların resimli bir kopyası, Artuklu Emin Necmeddin Alp için hazırlanmıştır. Minyatürlerde bitki ve hayvan tasvirine, ayrıca insan figürlerine de yer verilmiştir.7. Yüzyılın ikinci yarısında Artukluların hizmetine giren mühendis El Cezer teknik buluşlarını el-Hiyel el-Hendesiye isimli kitapta toplar. Sanatçı, temeli Archimedes (Arşimet) ve sonrası bilginlerin buluşlarına dayanan yapıtlarında, suyun ve dişlilerin hareketiyle çalışan aletleri anlatır. Selçuklu Dönemine ait önemli bir diğer minyatür örneği, Varka ve Gülşah’ta yer alır. Bu kitap, Büyük Selçuklu Dönemi minyatür sanatının başyapıtıdır. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan kitap, Ayyuki tarafından Gazneli Sultan Mahmut adına Farsça yazılmıştır. Kitabın konusu, iki akraba çocuğu olan Varka ve Gülşah arasında geçen dramatik olaylarla dolu bir aşkın hazin öyküsüdür.Varka ve Gülşah adlı mesnevinin resimli bir nüshası, 8. yüzyılda Konya’da yapılmıştır ve içerisinde 71 minyatür bulunmaktadır. Metinle ilgili minyatürler yatay frizler halinde düzenlenmiştir. Öykünün bütünü resimlerle anlatılmıştır. Simgelerin kullanıldığı resimlerde bitkiler, özellikle hayvanlar bu simgelerin başında gelir. Örneğin; tavşan şansı, tilki zeka ve kurnazlığı, kedi nankörlüğü, köpek cahilliği, horoz yakışıklılığı simgeler. Hüznün yoğun olarak yaşandığı resimlerde, bitki türlerinin çeşitlendiği görülür.Beylikler Dönemi başladığında, minyatür sanatının tam bir duraklama sürecine girdiği görülür.Osmanlı minyatür sanatının günümüze kadar ulaşan ilk örnekleri Fatih Dönemine aittir. Fatih Sultan Mehmet, batılı ressamları saraya davet ederek portresini yaptırmıştır. Bu portrelerin en ünlüsü İtalyan ressam Gentile Bellini’ye ait olanıdır. 1455 tarihli Dilsuzname adlı yapıt ilk Osmanlı minyatür örnekleri arasında yer alır. Bediuddin-i Tebriz’inin yapıtıdır. Edirne’de hazırlandığı bilinmektedir. Minyatürlerde giysiler, ağaçlar, çiçekler ve çizgiler orijinal olarak işlenmiştir.Fatih Döneminde İtalyan ressamların saraya gelmesine karşılık, bazı Türk ressamlar da yurt dışına gitmişlerdir. Bunların en tanınmışı, Fatih portresiyle tanınan Sinan Beydir.Fatih Döneminde Kelile ve Dimne , Hüsrev ve Şirin gibi edebi yapıtlarında resimlendirildiği (Minyatürlerde konu olarak hayvanların dünyası, bitkiler vb. işlenmiştir.Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemleri (9. yüzyıl sonu ve 16. yüzyıl başları) Türk minyatür sanatının yükselme dönemidir.Yavuz Sultan Selim, doğuya düzenlediği seferler sonunda, Tebriz ve Mısır’dan bazı sanatçıları ve birçok yapıtı İstanbul’a getirtmiştir. Bu olay, Osmanlı minyatür sanatının gelişmesinde ve değişik doğu üsluplarının denenmesinde oldukça etkili olmuştur.Yavuz Sultan Selim Döneminde Attar’ın, – Mantıku’t – Tayr isimli yapıtı saray nakkaş hanesinde resimlendirilmiştir. Nakkaş hane, nakış yapılan atölyelere denir.Türk minyatür sanatının kimliğine kavuşması ve zirveye ulaşması ise Kanuni Döneminde ger çekleşmiştir.Kanuni Dönemi minyatürlerinde, renk tonlarına fazla önem verilmemiştir. Renkler gölgelenmeden, karıştırılmadan kullanılmıştır. Renklerin en çok kullanılanları açık pembe, leylak, eflatun ve açık tondaki yeşiller olmuştur. Kanuni Döneminin en önemli minyatürcüsü Matrakçı Nasuh’tur. Aynı zamanda tarih yazarı da olan sanatçı, Osmanlı ordusunun seferleri sırasında geçtiği kentleri, gerçekçi bir anlayışla resimlemiştir. Sanatçının tanınmış bu yapıtı Menazil-i Sefer-i lrakeyn’dir. Yapıtın konusu, Kanuni’nin 1534-1536 yılları arasındaki lrak seferidir. Sanatçı, bu sefer sırasında konulup göçülen yerlerin kayıtlarını tutmuş, planlarını çizmiş, gördüğü mimarlık örneklerini topografik özellikleriyle belgelemiştir.

Topografya, bir kara parçasının engebe ve özelliklerini kağıt üzerinde çizgilerle gösterme işidir. Dönemin diğer önemli bir yapıtı da Süleymanname’dir. Şair Arifi’nin yazdığı bu manzum yapıtta bulunan 69 minyatür beş ressamın elinden çıkmıştır.Osmanlı sanatının klasik dönemini oluşturan XVI. yüzyıl Türk minyatür sanatı, bütün yabancı sanatların etkisinden kurtulmuştur.II. Selim ve III. Murat’ın destek ve himayeleri bu sanatın daha çok gelişmesinde önemli rol oynamıştır.II. Selim Döneminin en tanınmış minyatürcüsü Nakkaş Osman’dır. Sanatçının,Nüzhet El Ahbar Der Sefer-i Sigetvar adlı yapıt için yaptığı yirmi minyatür, Türk minyatür sanatının tüm özelliklerini yansıtır.Türk minyatürleri Sultan III. Murat’ın saltanat yıllarında da gelişmeye devam eder (1574- 1595). 8u dönemde nakkaşlık gelişir. Dönemin en tanınmış sanatçıları Nakkaş Osman ve Seyyid Lokman’dır. İki sanatçının birlikte resimledikleri yapıtlar arasında Şahname-i SelimHan, Şahname-i Sultan Murad III ve Hünername gibi yapıtlar salt resimleriyle değil; cildi, tezhibi, hattı ve kitabın bütünü tasarımıyla Osmanlı ordusunun büyüklüğünün ve saray törenlerinin sayfalara geçirilerek belgelendiği örneklerdir. Yine bu dönemde Nakkaş Osman tarafından resimlenen Surname adlı yapıtın konusu Sultan III.Murad’ın oğullarının sünnet düğünüdür. Lale devri ile birlikte minyatür sanatında da batıdan etkilenme başlamıştır.Bu dönemin en büyük ustası Levni’dir. Silsilename ve Surname adlı yapıtları önemlidir. [devam edecek...]
 

”Gün Işığında Marmaray, Metro, Sultanahmet Kazılarında İstanbul’un Sekiz Bin Yılı” sergi

”Gün Işığında Marmaray, Metro, Sultanahmet Kazılarında İstanbul’un Sekiz Bin Yılı” konulu sergi, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde Aralık ayı sonuna kadar sergilenecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü tarafından Yenikapı semtinde Marmaray ve Metro projelerinin yer aldığı 58 bin metre karelik alanda 2004 yılında başlatılan arkeolojik kazılarda, Neolitik, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait mimari kalıntılar ile 7 bin 600 adet taşınabilir kültür varlığı gün ışığına çıkartıldı. Sirkeci ve Üsküdar’da da yine Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait mimari kalıntılar ile birlikte Roma ve Helenistik dönemlere ait çeşitli eserler bulundu.

Sultanahmet eski cezaevi bölgesinde 1997 yılında başlatılan ve halen devam eden 17 bin metre karelik alandaki kazılarda da Bizans Büyük Sarayı’na ait birçok yapı kalıntısı ve küçük buluntu gün ışığına çıkartıldı. Elde edilen eserler, 1. Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu çerçevesinde Vehbi Koç Vakfı’nın desteği ile taşınabilir kültür kalıntılarının toplumla buluşmasını sağlamak ve İstanbul’un tarihi geçmişini tanıtmak amacıyla İstanbul Arkeoloji Müzesi Assos Salonu’nda bir sergide toplandı.

Sergide, İstanbul’un 8 bin yıllık kültür hayatının gelişimine ışık tutacak olan ve Prehistorik Çağ’dan Osmanlı Dönemine kadar uzanan zaman dilimi içine giren Üsküdar, Sirkeci, Yenikapı ve Sultanahmet kazı buluntularından oluşan yaklaşık 500 eser yer alıyor.

Tarihin en büyük sanat soygunları[araştırma]

mona_lisa_ss.jpgPicassonun bulunan iki tablosu ve bir deseninin ardından tarihin en büyük sanat hırsızlığı ne idi diye düşündüm. Araştırmaya başladım. İlginç sonuçlarla karşılaştım. Tari içinde ne tablolar çalınmış ve bulunmuş. Hala bulunamayan ve kayıp tablolar var. İşte size bir kaç tarihi sanat hırsızlıklarına örnek;

Dünyanın en ünlü tabloları arasındaki Edward Munch’un ‘Çığlık’ (Scream) adlı eserinin Norveç’teki Munch Müzesi’nden çalınması ardından ülke genelinde arama yapılıyor.
  
Müzeler her yeni hırsızlıktan sonra önlemlerini geliştiriyor. Ancak bu sanat hırsızlığı türünün ilk örneği değil. Ünlü tablolar çoğu kez sıkı önlemlere rağmen müzelerden çalınıyor, çoğu kez bir daha ortaya çıkmıyor. Hırsızlar da nadiren yakalanıyor.

Daha pek çok eser gibi Çığlık da daha önce hırsızların hedefi olmuştu.  1994′te Norveç haklı Lillehammer’deki Kış Olimpiyatları açılış törenine kilitlenmişken, iki hırsız, Oslo yakınlarındaki galeriye girerek Munch’un bu en ünlü eserini çaldı.
Bu sırada bir alarm çalmaya başladı. Ancak güvenlik görevlileri bunun üzerinde durmayıp müdahale etmedi. Soyguncular da ayrılırken, ‘yetersiz güvenlik için teşekkürler’ yazılı bir not bıraktı. Uzun süren bir araştırma sonunda önce tablonun çerçevesinden bir parçaya bir otobüs durağında ulaşıldı, ardından da tablo bulundu.

Mona Lisa’nın milliyetçi hırsızı
  
Mona Lisa’nın müzedeki yeri iki yıl boş kaldı. 1911′de Mona Lisa’nın Paris’teki Louvre Müzesi’nden çalınması, tarihin en büyük sanat soygunlarından biri olarak niteleniyor. İtalyan Vincenzo Peruggia, Fransız koleksiyonlarında çok sayıda İtalyan ressam ve heykeltraşın eserlerinin bulunmasına içerleyerek duruma müdahale etmeye karar veriyor. Peruggia, Leonardo da Vinci’nin başyapıtı olarak nitelenen Mona Lisa’yı, sergilendiği odada yalnız olduğu bir sırada duvardaki yerinden alıp iş gömleğinin altına sokarak müzeden çıktı. Tablo iki yıl boyunca ortadan kayboldu. Binlerce Fransız ise yine de bu süre boyunca duvardaki boşluğu görmek için kuyruk oluşturdu.

Polis kılığında soygun
Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük sanat hırsızlığı 1990′da yaşandı. Boston’daki Isabella Stewart Gardner Müzesi’ne sabahın erken saatlerinde gelen iki polis, müzede bir sorun olduğu yolunda ihbar aldıklarını söyledi. Ancak müzeye girer girmez, görevliler polis kılığındaki soyguncularca merdiven trabzanlarına kelepçelendi. Soyguncular 300 milyon dolar tutarındaki tablolarla müzeden ayrıldı. Aralarında Vermeer, Rembrandt ve Manet’nin eserlerinin de olduğu çok sayıda tablo çalındı. Tabloların bulunmasını sağlayacak kişiyi hala beş milyon dolarlık ödül bekliyor.
Çalıp bıraktılar
1991′de Amsterdam’daki Van Gogh Müzesi’ne giren iki silahlı adam her biri en az 10 milyon dolar değerindeki 20 tabloyu çaldı. Polise göre, hırsızlardan en az biri geceden müzede saklandı. Sabaha karşı ise güvenlik görevlilerini etkisiz hale getirerek çalan alarmları da kapatmaya zorladı. Ancak çalınan tablolar bir saat içinde soyguncuların kaçarken kullandığı ve yol kenarına bıraktığı bir otomobilin bagajında bulundu. Bu garip hırsızlık hala açıklanabilmiş değil.
Tuvalette bulunan tablolar
Van Gogh, Picasso ve Gaugin’e ait üç tablo, güvenlik kameralarına, alarmlara ve 24 saat devriye gezen görevlileri aşan hırsızlarca Manchester’daki Whitworth Galerisi’nden çalındı.
  
Van Gogh’un bu tablosu da çalınan eserler arasındaydı
2003 yılında yaşanan bu hırsızlığın ertesi günü ise tablolar hafif hasar görmüş ve buruşmuş halde bir tuvalete bırakılmış bir tüp içinde bulundu. Resimlere iliştirilmiş olan notta dört milyon sterlin (yaklaşık 10 trilyon TL) değer biçilen tabloların, galerideki yetersiz güvenliği ortaya koymak üzere çalındığı belirtiliyordu.
Bir koşu soygun yaptılar
İsveç’in başkenti Stockholm’deki Ulusal Müze, 2000 yılında güpegündüz soyuldu. Üç silahlı ve maskeli soyguncu, müze ziyarete açık olduğu sırada ziyaretçilerin arasına dalarak bir Rembrandt, iki Renoir tablosu aldı ve koşarak müzeden çıktı.
Daha sonra da kıyıdaki müzeden motorlu bir tekneyle uzaklaştılar. Polis dört ay sonra tablolardan birini bir uyuşturucu operasyonu sırasında ele geçirdi. Olayla ilgili sekiz kişi, altı buçuk yıl hapis cezası aldı.
Hırsızların gözdesi
İrlanda’daki Russborough House sanat tarihinde en çok hırsızlığa uğrayan mekan olarak tarihe geçmeye aday. Bu malikaneden 1975 ve 2002 yılları arasında toplam 45 sanat eseri çalındı. 2002′deki son soygun daha önce çalınan iki tablonun yıllar sonra bulunarak iade edilmesinden bir kaç gün sonra düzenlendi.
Turist görünümlü hırsızlar
20 ila 50 dolar arasında değer biçilen Çıkrıklı Madonna (Madonna with the Yarnwinder) tablosu İskoçya’daki Drumlanrig Şatosu’ndan 2003 Ağustos’unda çalındı.
  
Da Vinci’nin tablosu bir daha bulunamadı
Buccleuch Dükü’nün ziyarete açık olan evinde sergilenen tabloyu, tura katılan ve rehberi etkisiz hale getiren iki kişinin çaldığı açıklandı. Uzmanlar, böyle bir soygunun gece alarmlar çalışırken değil, gündüz kapılar açıkken çalınmasının daha kolay olduğuna işaret ettiler. Konulan ödüle rağmen tablodan bir daha haber alınmadı.

Tünel kazıp çaldılar

Paraguay’ın Ascunsion kentindeki Güzel Sanatlar Müzesi tarihinin en kıymetli koleksiyonunu sergilerken 2002 yılında soyuldu. Müze yakınlarındaki bir dükkanın altında başlayan bir tünelin müzenin altına uzandığı anlaşıldı. Polis metrelik tünelin kazılmasının iki ay sürmüş olabileceğini ve dükkanı da sahte isimler kullanan bir çetenin kiraladığını açıkladı.
Soygunda 500 bin sterlin, 1 trilyon 300 milyar değer biçilen eserler çalındı.
Müze para toplayıp geri aldı
 
Goya’nın Wellington Dükü tablosu, 1961′de Londra’daki Ulusal Galeri’den çalındı. İngiliz hükümetinin, tablonun yabancı koleksiyoncuların eline geçmemesi için alelacele para toplaması bu dönemde gazete manşetlerine yansıdı. İşsiz bir şöför olan Kempton Bunton, açık bir pencereden girip tabloyu kolunun altına alarak çıktığını itiraf etti. Bunton, talep ettiği parayla yoksullara televizyon almak istediğini söyledi ve üç ay cezaevinde yattı. Ancak Ulusal Galeri’nin 1996′da açıklanan belgeleri Bunton’ın muhtemelen masum olduğunu gösteriyordu.[Kaynak:bbc] 

SANAT NEDİR?

SANAT NEDİR?

Sanat kelimesi Arapça’da amel, iş yapma anlamlarını veren «san’a» kökünden gelmektedir ve yapılan iş, alet yardımıyla, belirli bir el becerisiyle sürdürülen marangozluk, duvarcılık gibi meslek dallarını kapsamaktadır. Görüldüğü gibi bu kelime Arapça’da, insanın akıl ve zekâsını kullanarak yaptığı işleri anlatır. Bugünkü Türkçe’de kullandığımız «sanat» kelimesi, Osmanlıca’da bir değişiklik geçirmiş, yeni kazandığı anlam ve muhtevayla birlikte benimsenmiştir.

Okumaya devam edin ‘SANAT NEDİR?’


Blog içi arama

Blogumuzun tüm içeriğini aşağıdaki arama çubuğunu kullanarak inceleyebilirsiniz.

Bienal {Özel}

bienal_logo_yan.jpg

Sayaç

  • 75,532 . Kişisiniz

Arşiv –